“İçki yasaklaniyor, hayat tarzimiz elimizden aliniyor” diye ulkeni disaridaki kucaklarina oturduklari abilerine sikayet ederler halbuki Türkiye’de içki yasağı yoktur. ABD’de bile icki satisi Turkiye’den daha kontrolludur, Australia’da gece hayati ile ilgili kanunlar Turkiye’dekilerden cok daha agirdir…
Memleketin muzigini begenmez, arabesk dinleyene yavsak derler. Batinin klasik muzigini icra eder, rock-vesaire ingilizce muzik dinler, ingilizce isimli ucube mekanlarda eglenir, yasarlar ama Kurt kardesinin ana diliyle konusmasini kabul edemezler.
Herkesten cok Ermenici, Hrantci, Yunanci, Barisci, solcu olurlar ama Ermeni acilimi, Ermeni Kilisesinin onarilmasi, Sumela manastirinda ayin yapilmasi onlar icin vatanin satilmasidir.
Ozgurlukcudurler, mayo reklamlari neden sansurleniyor diye isyan ederler ama bacimin basortusunu iclerine sindiremezler. Basortulu genc kizlarin egitim haklarini tanimazlar, gordukleri yerde saldirir, otobusten, siniftan, lokantadan kovarlara, utanmadan onlara “sumerli fahise” diye hakaret ederler.
Elalemin kasetiyle gerdege geren Kilicdaroglu onlar icin kurtaricidir. Facebook gruplari kurarlar, arkadaslarini davet ederler. Inanirlar. Kendi torununu 9 yasinda SSK’ya yazdiran “durust burokrat” Kilicdaroglu kurtaracaktir memleketi..En sevdigi kaleci “Lefter Kucukandonyanis” olan Kilicdaroglu referandumda oy bile kullanamaz…bizim guruh icin bunlar teferruattir, zira memleket yonetmek icin kalifiye, durust, saglam olmak degil partizan olmak yeterlidir.. bizimkiler sonuna kadar “CHP” cidirler..
U2′yu getirirsin yuhlarlar..
Avrupa standardlari ustu stadyum hediye edersin yuhlarlar…
Araplari sevmezler, ama halkin ayaklanarak yiktigi diktatorluk Tunus’undaki başörtüsü uygulamasını örnek gösterirler..
Tuzu kuru, bencil, şımarık, saygısız bir güruh..
1980′lerdeki gibi tek TV kanali, herkesin ayni giyindigi, asker gibi “uygun adim” saatlerce zorla yuruyerek kutladigi Genclik, 23 nisan vesaire bayramlara sikistirilmis konserve milliyetcilik, Soguk Savas donemi “butun komsularimiz bizim dusmanimiz” zihniyeti, “biz kesinlikle adam olamayiz”, cok sevdikleri Aziz Nesin’in “zaten halkin 60%i aptal”, ise gelince “elhamdulillah musluman”, raki ve bira tuketimine endeksli laiklik ve Ataturkculuk anlayislari, kalin biyikli, uzun sacli veya top sakalli solcu humanist bakislari, sakarya caddesindeki turku barlarda icip halay tepmekle sinirli alevilik sevgileri, 1923-46 arasinda sikismis yasaklarlarla sinirli devrimcilik anlayislari, batiya karsi asiri hayranlik duygusuyla yogrulmus asagilik psikolojisiyle yasayan, kendi insanina her zaman her yerde tepeden bakan, kendi insanina “gobegini kasiyan adam” diyen, Yilmaz Ozdilci, Ali Kircaci, Can Dundarci somurge aydinlari…
İrtica tehlikesi, sivil diktatörlük, mahalle baskısı, içki, heykel, sanat, din, iman… Tartıştırdıkları her şeyin altında kendilerinden menkul imtiyazın o bitmek tükenmek bilmeyen sahiplenme duygusu vardır. Kendi hayatları dışında kimsenin hayatları umurlarında olmadığı gibi, kültür ve sanat sadece kendilerine hizmet ettiği müddetçe anlamlıdır.
Turk ekonomisinin dunyanin en hizli buyuyen iki ekonomisinden biri olmasi, komsu ulkelerle sifir problem, vizesiz ust duzey iliskiler kurulmasi, dunya arenasinda ilk defa Turkiye’nin guclu ulke olarak ciddiye alinmasi, dunyanin her yerinde Turk isadamlari ve gonullulerin calismalari, basarilari onlar icin onemli degildir. Oyle ya, raki-kavun, heykeller, PKK teroru daha onemlidir bu soylediklerinizden.
Cevaplari da hazirdir.
“Sen mazot’un fiyati ne kadar oldu biliyon mu aga?”
Beyaz Turkler, somurge aydinlari, darbeci, orducu, devrimciler, Dersimi hatirlamayan aleviciler, Kurtce dusmani solcular…
Ruzgar tersine döndu, kumdan kaleleriniz yikiliyor artik.
“De ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.”
(isra, 81)

